Tanımayanlar için biraz kendinizden bahsedebilir misiniz, Sevil Gökgöz kimdir?
Öncelikle sevgi ve selamlarımı sunmak istiyorum. Ben yaklaşık otuz dört yıldır yurtdışında ikamet eden, doktor yardımcısı olarak çalışan, hem iş hayatında hem hayatın içinde edindiğim deneyimlerimle yazarlığa doğru yol alan biriyim. Kendimi bildim bileli okumayı, öğrenmeyi, araştırmayı ve günlük tutmayı seven bir kişiliğim. Yazarlık serüvenime başladıktan sonra duygularla ilgili daha çok yazdığım için duyguları daha iyi analiz edip duyguları daha iyi yansıtabilmek adına yaşam koçluğu ve NLP teknikleri kurslarını bitirip aynı zamanda psikoloji danışmanlığı okumaya başladım. Aynı zamanda kişilik olarak yaşadığım, gördüğüm, duyduğum hiçbir şeye duyarsız kalamayan bir yapım var. Ve bu yola çıkmaktaki amaçlarımdan en önemlisi de konuşamayan kadınlarımızın sesi olmak. Elimden geleni hem yazarak hem sosyal medyamda ve blog sayfamda paylaşarak, sözleri kâğıda dökerek katıldığım yazarlık kervanında yürümeye çalışıyorum. Nefes aldıkça umudun var olduğunu dilim döndüğünce, bilgilerim yettiğince anlatmaya çalışıyorum.
Birçok kitap yazmış bir yazarsınız. Yazmak sizin için ne ifade ediyor?
Yazmak benim için her şeyden önce kendimi bulmak demek. Ayrıca her an
seyahat etmek gibi, yani hikayeleri yazarken bulunduğu ortamdan
karakterlerinin yaşadığı şehirlere, ortamlara seyahat ediyor insan. Yine yazmak benim için ayna demek. Kendimle, karşımdaki insanlarla birbirimize
tuttuğumuz ayna olarak görüyorum. Ben mutlulukların ve bilgilerin paylaştıkça çoğaldığına, hüzünlerin paylaştıkça azaldığına inanan birisiyim. Düşüncelerimi, öğrendiklerimi paylaşmayı ve okuyucularımla buluşturmayı seviyorum.
Girdap Çalınmış Çocukluklar ve Arafta Kalan Üç Çocuk kitaplarınızın adları. Bu kitaplarınızın konuları nelerdir?
Sevgisiz ve ilgisiz büyüyen çocukların ileriki hayatlarında nelerle boğuşmak zorunda kaldıkları. Birçok ailenin de kendilerinin yetiştirilme tarzlarından dolayı, etiketlendirilerek büyütülmelerinden sebep kendi öğrendikleri doğruları dayatmaları ve o çocukların düştükleri girdaptan yıllarca nasıl çıkmaya çalıştıklarını anlatan kitaplar. Kısacası çocuklardan bilerek ya da bilmeyerek çaldığımız her bir duygunun o çocuklarda geride her şeye rağmen yarım kalınmışlık duygusu bıraktığını anlatan kitaplar.
Ünvanlarınızdan biri de yaşam koçu. Üzerine çokça tartışma yapılan bir alan bu yaşam koçluğu. Yaşam koçu kime denir ve yaşam koçları tam olarak ne yapar?
Yaşam koçunun görevi farkındalık yaratmaktır. Ve danışan farkındalığı
fark ettiği an yaşam koçunun görevi biter. Yaşam koçu tedavi yapamaz. Kısacası psikologlukla uzaktan yakından alakası yoktur.
Anne babalara çocuk yetiştirirken nelere dikkat etmelerini tavsiye edersiniz?
Hepimiz biliriz ki bir çocuğun eğitimi ailede başlar. Bu yüzden anne baba olarak
ilk önce birbirlerine davranışlarına özen göstermeliler. Ayrıca çocuklarımızın
düşüncelerine, fikirlerine, hayallerine değer vermeliyiz. Bir çocuk yetiştiği evde emniyette ve güvende olduğunu hissetmek ister. Ebeveyn olarak en başta
çocuklarımıza emniyette ve güvende olduklarını hissettirmeliyiz.
Çocuklarımıza zaman ayırmak, çocuklarımızla sohbet etmek, birlikte daha fazla zaman geçirmek çok önemli. Ayrıca birilerinin yanında hatalı olsalar bile onları yargılayıp sorgulamadan, aşağılamadan, değersizleştirmeden aile içinde uygun bir dille çocuğumuza hatalarını anlatmaya çalışmak daha doğru olacaktır.
